Nar'ın Şehri
Side adı, Luwi dilinde "nar" anlamına gelir. Bu küçük detay bile kentin ne kadar köklü olduğunu ele verir: Side, Anadolu'nun binlerce yıllık hafızasını taşıyan, kendi dilini konuşmuş, kendi parasını basmış, kendi tanrılarına tapınmış bir kenttir. Bugün aynı yarımadada antik sütunların arasında açık hava kafeleri, Apollo Tapınağı'nın önünde gün batımını izleyen turistler ve iki bin yıllık bir tiyatroda konser dinleyen kalabalıklar var. Side, tarihin yaşamla bu denli iç içe geçtiği ender yerlerden biridir.
Tarihin Katmanları
Side'nin tarihi MÖ 8. yüzyıla kadar uzanır ve kent antik dönemde Pamfilya'nın en önemli liman şehriydi. Korsanlık faaliyetlerinin yoğunlaştığı MÖ 1. yüzyılda Sideliler, liman ve pazarlarını korsanlara açmak zorunda kalmış; MÖ 78'de Romalı konsül Publius Servilius'un bölgeyi korsanlardan temizlemesiyle birlikte Side Roma İmparatorluğu'na bağlanmıştır. Roma hâkimiyetiyle birlikte kent en parlak dönemini yaşamış, bugün ayakta duran görkemli yapıların büyük çoğunluğu bu dönemde inşa edilmiştir.
MÖ 138'de Suriye tahtına oturan ve "Sidetes" lakabını alan Antiokhos VII'nin gençliğinde eğitim için Side'ye gönderilmesi, kentin Doğu Akdeniz'deki kültürel ağırlığının bir göstergesidir.
Mutlaka Görülmesi Gereken Yapılar
Apollo Tapınağı — Side'nin simgesi ve belki Türkiye'nin en çok fotoğraflanan antik yapılarından biri. Denize karşı yükselen Korint sütunları, gün batımında altın bir ışıkla kaplanır. MS 2. yüzyıldan kalma bu tapınak, Athena Tapınağı ile yan yana konumlanır.
Antik Tiyatro — 17 bin kişi kapasitesiyle Anadolu'nun yapı ve plan açısından tek örneği olan Side Tiyatrosu, yarımadanın en dar noktasına inşa edilmiştir. Hellenistik gelenekle Roma mimari tekniklerini bir arada barındıran sahne binasının üç katı bugün hâlâ ayaktadır. Tiyatro, yaz aylarında kültür etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır; restorasyon dönemlerinde ziyarete kapalı olabilir.
Side Müzesi — Restore edilmiş Roma hamamı içine kurulan ve Türkiye'de bir köyde açılan ilk müze olma özelliğini taşıyan Side Müzesi, Side kazılarından çıkan eserleri barındırır. Sergilenen heykeller ve arkeolojik bulgular, kentin Roma dönemindeki ihtişamını gözler önüne serer.
Anıtsal Cadde ve Sütunlu Yollar — Büyük Kapı'dan başlayan ana cadde, Korint başlıklı sütunlu portikler ve gerisindeki dükkânlarla yarımada boyunca uzanır. Bugün bu sütunların bir bölümü restore edilmiş halde ayaktadır; cadde boyunca yürümek başlı başına etkileyici bir deneyimdir.
Nymphaeum — Kentin su dağıtım merkezi olarak işlev gören bu anıtsal çeşme, Roma döneminin mühendislik anlayışını ve şehir planlamasını yansıtır.
Cam Zeminli Yürüyüş Alanları — Şehrin çeşitli bölgelerinde, altındaki antik çağ kalıntılarını görebildiğiniz cam yer döşemeleri bulunur; ayaklarınızın altındaki tarihi görmek tuhaf ve büyüleyici bir his verir.
Yaşayan Bir Antik Kent
Side Antik Kenti kalıntıları üzerinde 20. yüzyılın başlarında Giritli göçmenler tarafından Selimiye Köyü kurulmuştur. Bu nedenle Side, antik yapıların arasında gündelik hayatın sürdüğü nadir kentlerden biridir. Restore edilmiş eski Rum evlerinden dönüştürülmüş bar ve restoranlar, sütunların gölgesindeki dükkânlar, denize sıfır terasta akşam yemeği — Side'de tarih ve modern yaşam birbirini tamamlar.
Pratik Bilgiler
- Nerede: Manavgat ilçesi, Antalya şehir merkezine 75 km.
- Ulaşım: Antalya'dan D400 karayoluyla Manavgat yönüne, oradan Side/Selimiye tabelasını takip edin. Antalya otogarından Manavgat'a otobüs, oradan Side'ye dolmuş.
- Araç: Tarihi kent içi araç trafiğine kapalıdır; girişte otoparklar mevcut.
- Giriş: Antik kent genel alanı büyük ölçüde ücretsizdir. Tiyatro ve müze için ayrı ücret uygulanır; MüzeKart geçerlidir.
- Ne Kadar Süre: Tiyatro, tapınaklar ve müzeyi görmek için 3 saat; yemek ve yürüyüşle birlikte tam gün önerilir.
- En İyi Zaman: Nisan–Mayıs ve Eylül–Ekim. Yaz ayları kalabalık ve sıcaktır; gün batımı için Apollo Tapınağı'na akşamüzeri gelin.
- Kombine Öneri: Aynı gün Manavgat Şelalesi ve Aspendos ile birleştirilebilir.