Pamfilya'nın Başkenti
Perge, Antalya'nın merkezine yalnızca 18 kilometre uzaklıkta, Aksu Ovası'nın düzlüğünde kurulu devasa bir antik kenttir. Aspendos'un tiyatrosu, Side'nin Apollo Tapınağı kadar tek bir göz alıcı yapıya sahip olmasa da Perge bütünlüğüyle eşsizdir: Roma döneminin şehir planlamasını, mühendisliğini ve gündelik yaşamını bu kadar kapsamlı biçimde görebileceğiniz başka bir yer Anadolu'da nadiren bulunur. Stadyumu, tiyatrosu, 500 metrelik sütunlu caddesi, hamamları, çeşmeleri ve agorası ile Perge bir şehrin nasıl işlediğini gözler önüne serer.
Tarihin İzinde
Hitit yazılı metinlerinde "Parha" adıyla geçen Perge'nin tarihi Erken Tunç Çağı'na, MÖ 3000'li yıllara dayanmaktadır. MÖ 7. yüzyılda Rodos kolonisi olarak Hellenleşen kent, sırasıyla Perslerin, Atinalıların ve yeniden Perslerin hâkimiyetine girmiştir.
MÖ 334'te Büyük İskender Phaselis'i aldıktan sonra Perge'ye yönelmiştir. Diğer birçok kentten farklı olarak Pergeliler İskender'i kapılarını açarak karşılamış ve kenti teslim etmiştir. Bu stratejik karar Perge'yi uzun süre savaş tahribatından korumuştur.
Roma döneminde, özellikle MS 1. ve 3. yüzyıllar arasında Perge altın çağını yaşamıştır. Kentin bu dönemdeki yükselişinde tek bir isim özellikle öne çıkar: Plancia Magna. MS 2. yüzyılın başlarında yaşayan bu Pergeli kadın, dönemin valisinin kızı olup kentin en büyük hamisi ve mimarı olmuştur. Roma Kapısı'nı, Nymphaeum'u ve kentın ana girişini yeniden inşa ettiren, heykellerle donatan kişi odur. Antik dünyada bir kadının bu denli büyük bir kentsel dönüşümü finanse etmesi son derece nadir bir örnektir.
Aziz Pavlus MS 46 yılında Barnabas ile birlikte ilk misyoner yolculuğunda Perge'ye uğramıştır. Perge bu ziyaretle Hristiyanlığın Anadolu'daki ilk durak noktalarından biri haline gelmiştir. Bizans döneminde kentin önemi daha da artmış; görkemli bazilikalar inşa edilmiş ve Perge Metropolit Kent unvanı kazanmıştır.
Mutlaka Görülmesi Gereken Yapılar
Roma Kapısı ve Hellenistik Kuleler — Kente girişi sağlayan MS 2. yüzyıldan kalma bu anıtsal kapı, Hadrian'ın şehri ziyareti anısına inşa edilmiştir. İki büyük kule tarafından desteklenen ve üzeri kabartmalarla işlenmiş bu yapı, kentin ihtişamının ilk göstergesidir.
Sütunlu Ana Cadde — Yaklaşık 500 metre uzunluğundaki bu cadde, Korint başlıklı sütunlarla çerçevelenmiş, her iki yanında dükkânlar sıralanmıştır. Caddenin tam ortasında akan ve basamaklı havuzlardan oluşan su kanalı, yarı kurak bir iklimde gerçekten sıradışı bir mühendislik çözümüdür; Roma kentlerinde bu özelliğiyle Perge benzersizdir.
Kuzey Nymphaeum (Hadrian Çeşmesi) — MS 122 yılına tarihlenen ve akropolün yamacında yer alan bu anıtsal çeşmeden akan su, aşağıda cadde boyunca uzanan kanala ulaşmaktadır. Cestrus nehir tanrısını betimleyen heykelleriyle son derece etkileyici bir yapıdır.
Tiyatro — MS 2. yüzyılda inşa edilen 12.000 kişi kapasiteli tiyatro, gladyatör dövüşlerinden tiyatro oyunlarına kadar geniş bir yelpazede etkinliklere ev sahipliği yapmıştır. Kazılarda ele geçirilen eserlerin büyük bölümü bugün Antalya Müzesi'ndeki Perge Salonu'nda sergilenmektedir.
Stadyum — 12.000 kişi kapasiteli stadyum Perge'nin en iyi korunmuş yapılarından biridir. Antik dünyada atletizm yarışmalarından gladyatör dövüşlerine kadar pek çok etkinliğe sahne olmuştur. İçinde hâlâ üzeri tonozlu dükkânların izleri görülmektedir.
Güney Hamamı — Roma hamamlarının nasıl çalıştığını en net biçimde görebileceğiniz yapılardan biridir. Zeminlerin çökmesiyle ortaya çıkan hypocaust sistemi — zeminin altındaki ısıtma boşluğu — burada gözle görülebilir haldedir.
Agora — Kentin ticaret ve sosyal hayatının merkezi olan agora, portiklerle çevrili geniş bir alandır. Çevresindeki dükkân izleri, Roma gündelik yaşamının somut bir fotoğrafını sunar.
Antalya Müzesi ile Birlikte Düşünün
Perge'de yapılan kazılarda ele geçirilen heykellerin büyük çoğunluğu bugün Antalya Müzesi'nin Perge Salonu'nda sergilenmektedir. Bu nedenle Perge ziyaretini Antalya Müzesi ile birleştirmek; hem harabelerde gördüklerinizi bağlama oturtmak, hem de eserleri çok daha iyi değerlendirmek açısından son derece mantıklı bir tercihtir.
Pratik Bilgiler
- Nerede: Aksu ilçesi, Antalya şehir merkezine 18 km, Antalya Havalimanı'na 10 km.
- Ulaşım: Antalya'dan Aksu yönüne giden dolmuş veya otobüs. Özel araçla D400 karayolundan Aksu sapağına dönüp yaklaşık 3 km.
- Giriş Ücreti: Ücretlidir; MüzeKart geçerlidir.
- Ne Kadar Süre: Büyük bir alana yayılmaktadır; tüm alanı rahatça gezmek için en az 2,5–3 saat ayırın.
- En İyi Zaman: Nisan–Haziran ve Eylül–Ekim. Alan gölge açısından oldukça kısıtlı; yaz ortasında sabahın erken saatleri şarttır.
- Kombine Öneri: Aspendos ile aynı güzergâhta yer alır, aynı günde ikisi birlikte rahatça görülebilir. Antalya Müzesi ile de birleştirilebilir.